Haber Detayı
11 Ekim 2018 - Perşembe 21:44
 
Bingöl’ün geleneksel çocuk oyunları
Doktor Öğretim Üyesi Yılmaz Irmak, geleneksel çocuk oyunları ile ilgili hazırladığı çalışmada, geleneksel çocuk oyunlarının çocuklarda; öz yönetim, dil-iletişim, problem çözme, karar verme, liderlik, eğlenme, işbirliği yapma ve takım olma becerilerini geliştirdiğini belirtiyor. Peki Bingöl’de hangi çocuk oyunları oynanıyor?
GÜNDEM Haberi
Bingöl’ün geleneksel çocuk oyunları

Haber: Ömer ŞANLI

Bingöl Kent Haber Özel -

Bingöl Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili Ve Edebiyatı Doktor Öğretim Üyesi Yılmaz Irmak, Bingöl’de oynanan çocuk oyunlarını derledi.

Irmak’ın, Bingöl Araştırmaları Dergisinde 2016 yılında yayımlanan ‘Bingöl Geleneksel Çocuk Oyunları’ başlıklı çalışmasında, 26 geleneksel çocuk oyunu ile ilgili ayrıntılı bilgilere yer verildi.

Çocuk oyunlarının; çocuğun eğitimi, gelişimi, ruh sağlığı ve psikolojisi açısından önemli bir yere sahip olduğunu belirten Doktor Öğretim Üyesi Yılmaz Irmak, “Bu oyunlar çocukların fiziki gelişimine katkı sağladığı gibi zekâsını kullanmasına da katkı sunmaktadır. Çocuk, oyun sırasında bir yandan eğlenerek mutlu olurken bir yandan da sosyalleşmekte, oyun tekerlemeleri ile dil kullanımını geliştirmekte ve oyunda aldığı rolle sorumluluk bilinci kazanmaktadır. Yaşamla ilgili deneyimleri oyun aracılığıyla kazanan çocuk; fiziksel, bilişsel, sosyal, duygusal ve dil gelişimini bu yolla desteklemektedir. Geleneksel çocuk oyunları çocuklarda; öz yönetim, dil-iletişim, problem çözme, karar verme, liderlik, eğlenme, işbirliği yapma ve takım olma becerilerini geliştirmektedir. Bu çalışmada; Bingöl’de derlediğimiz geleneksel çocuk oyunları hakkında ayrıntılı bilgiler verilmiştir. Böylelikle geleneksel çocuk oyunlarının unutulmaması ve gelecek nesillere bir kültürel miras olarak aktarılması hedeflenmiştir” dedi.

Sözlü ve kültürel değerlerin halâ canlı olarak yaşatıldığı şehirlerden birisi olan Bingöl’de teknolojik gelişmelere rağmen geleneksel çocuk oyunlarına sıkça rastlandığını ifade eden Irmak, “Gerek kırsal alanlarda, gerek şehir ortamında yaşayan çocuklar, boş zamanlarında oyun oynayarak eğlenmektedirler. Şehirlerde, kırsal yerleşim bölgelerine nispeten oyun alanları daha sınırlı olmasına rağmen çocuklar buldukları en müsait alanları oyun sahası olarak kullanabilmektedirler” dedi.

Çalışmada; Bingöl’de oynanan çocuk oyunları ile ilgili şu bilgilere yer verildi:

 

-BEŞTAŞ OYUNU-

Hem kızlar hem de erkekler tarafından oynanan bir oyundur. İki kişi arasında oynanır. Oyunu oynamak için beş tane küçük taş bulunur, bu taşların yu varlak olması esastır. Taşların büyüklüğü misket büyüklüğünde olmalıdır. Oyunu başlatan kişi, ilk önce beş taşı yere atar. Daha sonra yerden gözüne kestirdiği bir taşı alarak havaya atar ve aynı anda yerden aldığı taşla beraber havaya atmış olduğu taşı da yakalarsa birleri bitirmiş olur. Havaya attığı taşı, yere düşmeden yakalayamayan oyuncu oyun dışı kalır. Oyuncu birleri tamamladıktan sonra ikilere geçer. İkilerde de aynı şekilde oyuncu yerdeki beş taştan birini avucuna alır ve havaya doğru atar. Birlerde olduğu gibi taş yere düşmeden oyuncu aynı eliyle yerdeki taşlardan iki tanesini avucuna almalı ve havadaki taşı tutmalıdır. Oyuncu ikileri de geçerse üçlere geçmeye hak kazanır. Üçlerde ve dörtlerde de oyun aynı şekilde devam eder. Oyuncu üçlerde yerden üç taş, dörtlerde dört taşı alıp havaya attığı taşı yakalamak zorundadır. Dörtlerden sonra oyuncu, “analar” aşamasına geçer. Analarda durum biraz daha farklıdır. Oyuncu beş taşı aralarında mesafe olacak şekilde yere dizer. Sol elinin başparmağı ile işaret parmağının uçları yere gelecek şekilde bir tünel oluşturur. Daha sonra yerdeki taşlardan birini alır havaya atar, aynı anda havaya attığı taş yere temas etmeden yerdeki taşlardan birini tünelden içeri atmalıdır. Oyuncu taşları tünele atarken tünelin ön tarafında bu taşlar birbirlerine temas etmemelidir. Oyuncu yerdeki taşların tamamını tünelden içeri attıktan sonra puan alma işlemine geçilir. Bu kısım; oyunun en zor kısmıdır. Oyuncu beş taşı birden avucunun içine alır ve havaya doğru atar ve aynı anda elini ters çevirerek havaya attığı taşları elinin tersiyle yakalamaya çalışır. Oyuncu elinin üstünde tuttuğu taşları havaya fırlatır ve bu taşların hiçbirini yere düşürmeden avuç içiyle yakalamak zorundadır. Oyuncu elinin tersiyle yakaladığı taşların hepsini tekrar avuç içiyle yakalarsa taş sayısına göre puan alır. Bu hareket ikilerde iki taş, üçlerde üç taş, dörtlerde dört taş ve beşlerde beş taş elin üstünde tutulup avuçla yakalanacak şekilde devam eder. Oyuncu elinin üzerinde eksik taş yakalarsa veya taşları avucuyla tutamazsa yanmış olur. Yukarıdaki tüm bu hareketleri yapan oyuncu, oyunda başarı sağlamış olur ve bir puan alır.

 

-BİRDİRBİR OYUNU-

Oyuna başlamadan önce bir ebe seçilir. Ebeyi belirlemek için çeşitli sayışmacalar yapılır. Daha sonra ebenin duracağı (eğileceği) yer belirlenir. Bu yer, düzgün ve mümkünse yumuşak zeminli ve genişçe bir alan olmalıdır. Ebenin haricindeki oyuncular, ebeden (hızla uzaklaşabilecekleri kadar) uzak bir yerde kuyruk oluştururlar. Ebe öne doğru eğilip belini kamburlaştırır. Diğer oyuncular sırayla, “birdirbir” tekerlemesini söyleyerek ebenin üzerinden atlarlar. Yöreler arası farklılıklar olmakla birlikte tipik bir “birdirbir” tekerlemesi şöyledir: Birdirbir, ikidir iki, ormandaki tilki. Üçtür üç, yapması pek güç (Bu sırada ebenin üzerinden ilk atlayan oyuncu bir hareket yapar ve diğer oyuncular da atlarken aynı hareketi yapmaya çalışır.)

Dörttür dört, kuş gibi öt (Atlayıcılar yüksek sesle kuş gibi öter.)

Beştir beş, aldım bir eş (Ebenin sırtına küçük bir mendil konur ve atlayıcılar atlama esnasında bu nesneyi almaya çalışır.)

Altıdır altı, yedidir yedi, elim sırtına değdi (Atlayıcılar ebenin sırtına hafifçe vururlar.)

Sekizim seksek (Atlayan oyuncular tek ayak üzerinde seker.)

Dokuzum durak (Atlayıcılar indikleri noktada hareketsiz beklerler. Sıradaki atlayıcılar bunlara çarparsa yanar.)

Onum oturak (Atlayıcılar indikleri noktada çömelerek beklerler. Sıradaki atlayıcılar bu çömelen kişilere çarparsa yanarlar.)

On birim sen de yat (Atlayıcılar ebenin bir iki adım ilerisinde ebe gibi eğilirler. Arkadan gelenler, sıra ile bu kişilerin üzerinden atlarlar.)

On ikim dünya turu (Bu aşamaya kadar eğer hiçbir oyuncu yanmadıysa bu oyuncular ebenin arkasına tren vagonları gibi takılıp ebeyi takip ederler. Ebe bu arada çeşitli hareketler yapar. Oyuncular da ebeyi taklit etmeye çalışır. Ebeyi doğru taklit edemeyen ilk oyuncu yanar ve ebe olur.

Oyunun başka bir varyantında atlayan oyuncu en sona geldiğinde kendisi de eğilir. Birinci oyuncu sadece ebe üzerinden, ikinci oyuncu ise ebe ve birinci oyuncu üzerinden atlar. Oyunda bu şekilde atlamaya devam edilir ve son oyuncu tüm oyuncuların üzerinden atlar. Bu atlama sırasında her oyuncu kendi sırası geldiğinde oyun tekerlemesini söyler. Örneğin birinci oyuncu “birdirbir”, ikinci oyuncu “ikidir iki, ormandaki tilki” der. Bazen de atlayan kişi eğilmez ancak atlarken tekerleme dizesini söylemenin yanı sıra çeşitli görevleri de icra eder. Eğer bu görevleri doğru icra edemezse yanar ve sonraki elde ebe olur.

 

-ÇİZGİ (SEKSEK) OYUNU-

Kızlar arasında oynanan bir tür sokak oyunudur. Bu oyunda oyuncular dengeli ve dikkatli olmalıdır. Seksek oyununda, yere tebeşir ile birbirini izleyen kareler ya da daireler çizilir. Donra sonra bu kareler veya daireler numaralandırılır. Oyuncular, çizili alanların içine sırayla yassı bir taşı atarlar. Eğer oyuncunun taşı çizili alanların dışına düşer ya da çizgiye denk gelirse, taş atma sırası öbür oyuncuya geçer. Atış başarılıysa oyuncu bir yandan tek ayağı üzerinde sekerken bir yandan da taşı öbür ayağıyla iterek bütün boşluklardan geçirmesi gerekir. Oyuncu öbür ayağını yere değdirir ya da boşlukların arasındaki çizgilere basarsa yanar ve sırasını kaybeder. Oyun aslında iki tur halinde oynanır. Oyuna başlarken oyuncu taşı birinci çizgiden sekizinci çizgiye doğru atarak ilerler; ikinci turda ise sonuncu çizgiden baştaki çizgiye doğru geri gider. Başka bir seksek türünde ise taş atıldıktan sonra karelere isabet ederse, oyuncu taşın bulunduğu karenin üstünden atlar, dönüşte çizgilere değmeden de taşı geri alır. 4-5 ve 7-8 numaralı kareler yan yana oldukları için taş bu karelere geldiğinde, yandaki kareye tek ayakla basılır. Eğer taş, çizginin üzerine denk gelirse oyun kazanılır ve sıra başka oyuncuya geçer.

 

-İSTOP OYUNU-

İstop oyununda oyuncular bir daire oluşturur. Oyunu başlatmak için oyunculardan birisi ebe olur. Ebe, oyunculardan birinin adını söyleyerek topu havaya atar. Top yere düşerken, adı söylenen oyuncu topu havada yakalarsa, o kişi de başka birinin adını söyleyerek topu yeniden havaya atar. Topu havada tutamayan oyuncu, topu yerden eline aldığında “istop” diye bağırır. Sağa sola kaçışan oyuncular “istop” dendiği anda oldukları yerde durmak zorundadır. Bu durumda ebe, duran oyunculardan birini topla vurmaya çalışır. Vurulan oyuncu bir puan kaybeder ve ebe olur. Üç kere vurulan kişiye bir ad takılır. Ve o kişi oyuna takılan bu ad ile devam eder. Top atılırken gene aynı isim söylenir. Altı kez vurulan kişiye ise bir ceza verilir. Oyuncunun bir eşyası saklanır ve oyuncu bu eşyayı ipuçları ile bulmak zorundadır. Oyuncu, saklanan eşyaya yaklaşınca “sıcak”, saklanan eşyadan uzaklaşınca “soğuk” denilerek oyuncunun saklanılan bu eşyayı bulunmasına yardım edilir.

 

-KURT BABA OYUNU-

Oyuncular arasında bir kişi kurt baba olarak seçilir. Kurt baba uyumaya başlar. Kurt baba uyurken diğer oyuncular kurt babanın elmalarını toplar. Daha sonra çocuklar kurt babaya doğru koşarak ona elma topladıklarını söylerler ve kurt baba da en çok elmayı toplayan çocuğu yakalamaya çalışır. Yakalanan kişi kurt babanın yanına geçer. Oyunda sona kalan oyuncu oyunu kazanır. Daha sonra Kurt baba halkanın içine alınır ve şu şarkı söylenir:

Ormanda gezer iken

Kurt babaya rastlar iken

Kurt baba kurt baba ne yapıyorsun?

Yemek yiyorum.

Ooo! Afiyet olsun.

Ormanda gezer iken

Kurt babaya rastlar iken

Kurt baba kurt baba ne yapıyorsun?

Dişlerimi fırçalıyorum.

Ooo! Kolay gelsin.

Ormanda gezer iken

Kurt babaya rastlar iken

Kurt baba kurt baba ne yapıyorsun?

Sizi yakalıyorum!

Şarkı bittikten sonra kurt baba koşarak çocuklardan birini yakalar. Yakalanan çocuk ebe olur ve kurt babanın yerine geçer.

 

-MENDİL KAPMACA OYUNU-

Oyunu oynayacak olan çocuklar önce iki gruba ayrılırlar. İki grup arasında en az yirmi metre, en fazla otuz metre mesafe olmalıdır. Oyuna başlamadan önce bir mendilci bir de oyunu yönetecek hakem seçilir. Hakem seçilen kişi, mendilciyi ortaya alıp etrafına iki metre yarıçapında bir çember çizer ve gruplardaki oyuncuları sıraya sokar. Her oyuncu karşı gruptan kendisine bir eş seçer ya da bu iş seçime bırakılmayıp daha adil olması için gruplarda aynı hizada bulunan oyuncular ile karşı karşıya gelir. Mendilci belirlenen yerde, elini serbest bir şekilde aşağıya doğru sarkıtır. Hakemin düdüğü veya komutu ile gruplardan birer kişi mendilcinin elindeki mendili rakibi tarafından ebelenmeden grubuna getirmek için hızlıca mendilciye doğru koşarlar. İlk gelen oyuncu mendili alıp grubuna götüremez ya da iki oyuncu da mendilcinin yanına aynı anda gelmişlerse, rakipler arasında bir kapışma başlar. Rakipler devamlı birbirlerinin dalgın anlarını kollarlar. Bu nedenle birbirlerinin, dikkatlerini dağıtmak için çeşitli hareketler yapıp, çeşitli sözler söylerler. Mendil kapılmadan mendilcinin etrafına çizilen sınırı (çemberi) aşmak yasaktır. Burada uygulanan taktiklerden biri de mendili kapıyormuş gibi yapıp almamaktır. Rakip oyuncu tarafından ebelenmeden mendili grubuna getiren oyuncu, grubuna bir puan kazandırır, eğer mendili kaptıktan sonra ebelenirse karşı grup bir puan kazanmış olur. Bu şekilde tüm oyuncular yarıştıktan sonra hangi grupta yenen oyuncu sayısı fazlaysa o grup oyunu kazanmış olur.

 

-YAĞ SATARIM BAL SATARIM OYUNU-

Oyun başlamadan önce çocuklar aralıklı olarak bir çember şeklinde otururlar. Sayışmalar sonucu oyunculardan bir tanesi ebe olarak seçilir. Ebe seçilen bu oyuncu eline bir mendil alarak çemberin etrafında dolaşmaya başlar ve bu sırada şu tekerlemeyi söyler:

Yağ satarım, bal satarım,

Ustam ölmüş, ben satarım.

Ustamın kürkü sarıdır,

Satsam on beş liradır.

Zam-bak Zum-bak

Dön arkana iyi bak

Zam-bak Zum-bak

Dön arkana iyi bak.

Oyuncu bu tekerlemeyi okuyarak halkanın etrafında dönerken elinde gizlediği bir ucu düğümlü mendili belli etmeden çömelmiş durumdaki oyunculardan birinin arkasında yere bırakır. Ebenin mendili arkasına bıraktığı oyuncu, ebe halka çevresindeki turunu tamamlayıp kalktığı yere oturmadan durumu fark ederse mendili kapıp ebenin arkasından koşmaya başlar. Ebe boşalan yere oturuncaya değin süren bu kovalamaca sırasında da elindeki mendille ebeye vurur. Eski ebe yerine oturduğunda ayakta kalan tekerlemeyi yeniden söylemeye başlayarak oyunu sürdürür. Arkasına mendil bırakılan oyuncu durumu fark edememişse, ebe halka çevresindeki turunu tamamlayıp yeniden onun hizasına gelince yerdeki mendili alıp oturan oyuncunun sırtına vurarak onu kovalamaya başlar. Oyuncunun yerine oturmasıyla kovalamaca sona erer. Bu durumda ebe değişmez.

 

-YAKAN TOP OYUNU-

Yakan top oyunu, sayıları eşit iki grup tarafından oynanır. Oyun başlamadan önce oyun sahası çizilir. Oyun sahası ortadan bir çizgiyle ikiye ayrılır. İlk önce yazı tura atılarak hangi grubun oyuna ilk olarak başlayacağı belirlenir. Sonra herkes kendi sahasına geçer. Her grubun bir kalecisi olur. Bu oyunda en önemli kural; kimsesin can vermemesidir. Oyunda topla vurulan oyuncu kaleye geçer.

 

-MİSKET (BİLYE) OYUNU-

Bu oyun Doğu Anadolu başta olmak üzere ülkemizin birçok yerinde oynanan bir çocuk oyunudur. Misket oyunu en az iki, en fazla beş kişi tarafından misketlerle oynanan bir oyundur. Yörede bu oyunun; “mersin”, “üçgen” ve “haboki’’ olmak üzere üç şekli vardır. Haboki oyunu sadece Bingöl’ün Solhan ilçesine özgü bir oyundur. Bu oyunu bulan kişinin ismi “Habib” olduğu için oyuna; “haboki” veya “habibce” adı verilmiştir.

 

-MERSİN OYUNU-

Bu oyuna niçin “mersin oyunu” adı verildiği ile ilgili yeterli bilgi bulunmamaktadır. Oyunda olan kişiler, ellerindeki bilyelerden belirli bir sayıda düzenli bir şekilde yere dizip, sonra “el bilyesi” denilen ana bilyeyi yere dikilen bilyelerden uzağa fırlatırlar. Oyunun başında “sonum” diyen kişi bilyesini en son atar. Oyunda bilyeyi en son atmak bir avantaj olarak görülür. Bütün oyuncular el bilyelerini fırlattıktan sonra, el bilyesi yerdeki bilyelere en yakın olan kişi bir yön belirler. Bu yön, aşağı veya yukarı yöndür. Yön belirlendikten sonra bilyesini en uzağa atan kişi bilyesini yerde dizili olan bilyelere doğru savurur, eğer bilye belirtilen yönden orta bilyeye kadar herhangi birine değerse o kişi yerdeki bilyelerin hepsini alır. Eğer bilyelere değmezse sırayla bilyesi en uzakta olan kişi el bilyesini dizili olan bilyelere doğru savurur. Hiç kimsenin el bilyesi yerdeki bilyelere değmezse, yönü söyleyen kişi yerdeki bütün bilyeleri alır.

 

-ÜÇGEN OYUNU-

Bu oyuna “üçgen oyunu” adı verilmesinin sebebi; yere bir üçgen çizilerek oynanmasındadır. Bu oyun da mersin oyunu gibi en az iki, en fazla beş kişi tarafından misketlerle oynanan bir oyundur. Yere bir üçgen çizilir. Oyunda olan kişiler zorunlu sayıda misketleri üçgenin içine dizer. Üçgenin üç metre uzağına “menzil” denilen geniş bir çizgi çizilir. Oyuncular el bilyelerini çizginin yakınına atmaya çalışır. Bilyesi çizgiye en yakın olan kişi ilk önce atışını yapar. Oyuncu, el bilyesini çizgiye attığında diğer eli attığı bilyeye değerse son sırada atışını yapar. En son atış yapmak oyunda dezavantaj olarak görülür. Çizgiden üçgendeki bilyelere atış yaparak isabet ettiren oyuncu tekrar üçgendeki bilyelere doğru atış yapma hakkı kazanır.

Oyunda atış şekilleri ile ilgili bazı kurallar vardır. Bu kurallara göre; oyuncu bilyeyi başparmağı ile işaret parmağının arasına alır, başparmağını avucun içine gelecek şekilde yerleştirir ve bazen bir elini yumruk yapıp yere dayadıktan sonra bilyenin olduğu eli de o elin üstüne yerleştirir sonra avuç içinde olan başparmağıyla bilyesini savurur. Bilye savrulurken el, sabit olmalıdır. Atış sırasında bilyeyle birlikte el savrulursa atışın yenilenmesi gere kir. Bir diğer atış ise bilye işaret ve başparmak arasına alındıktan sonra sağ diz bükülür ve el sağ dizin üstüne yerleştirilerek atış yapılır. Bir diğer atış şekli ise “adana” adı verilen atış şeklidir. Bu atışa niçin adana denildiği hususunda elimizde bir bilgi yoktur. Bu atışta bilye bazen başparmağı ve yüzük parmağı, bazen de başparmağı ve orta parmak arasına alınır.

Atış esnasında oyuncunun el bilyesi başka bir oyuncunun ayağına değerse “tutuk” alınır. Tutuk bir oyun kuralıdır. Oyuncunun el bilyesi diğer oyuncunun ayağına nerede değdiyse orda “tutuk” alınır. Tutuk başka bir oyuncu tarafından alınmalıdır. Tutuğu alan kişi dik durur, dizini yukarı kaldırıp aşağı doğru büker ve dizinden aşağı doğru bilyeyi bırakır. Oyuncunun el bilyesi nereye giderse oyuncu oradan atışını yapar. Oyunda bilye kazanan kişi diğer oyunculara “kırıyor musunuz” yani “meydan okuyor musunuz” diye sorar. Bilyeleri kazanan oyuncuya “kırıyorum” diye karşılık veren kişi, o oyuncunun rakibi olur.

Devamı yarın…

 

Kaynak: Editör:
Etiketler: Bingöl’ün, geleneksel, çocuk, oyunları,
Yorumlar
aside>
Haber Yazılımı