Haber Detayı
04 Nisan 2017 - Salı 10:51
 
Göynükteki mucize: Doktor balıklar
Haber: Yunus Budak - Bingöl’ün sağlık turizmini canlandıracak mucize bir balık ortaya çıktı. Türkiye’de sadece Sivas Kangal’da bulunan doktor balıkların ilk defa Bingöl’de yaşadığı ortaya çıkarılıyor. 2008 yılında yine Zağ Mağarası ve Buban Bacalarının tanınmasını sağlayan ilk habere imza atan Yunus Budak, bugüne kadar duyulmamış mucize balıkların Göynük Çayında yaşadığını haberleştirdi.
YAŞAM Haberi
Göynükteki mucize: Doktor balıklar

Bingöl Üniversitesi Su Ürünleri Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. Mehmet Ulupınar, Sivas Kangal’da bulunan kaplıcalarda sedef hastalığının tedavisinde kullanılan Garra rufa balığının Bingöl Göynük Çayında doğal olarak yaşadığını söyledi.

Bingöl sularında yaşayan balık türleri, zooplaktonlar, parazitler ve ilin balık faunasıyla ilgili çalışmalar yürüten Bingöl Üniversitesi Su Ürünleri Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. Mehmet Ulupınar’ın kapısını çaldık. İl sınırları içerisinde yaşayan balık türleri, çeşitleri ve özelliklerine ilişkin sorularımızı yanıtlayan Yrd. Doç. Dr. Ulupılar, bugüne kadar duyulmamış çok sayıda değerli bilgiyi paylaştı. Bölümün eleman yetersizliği ve alt yapı sıkıntısına rağmen bugüne kadar 40 civarında yayınının çıktığını belirten Ulupınar, çalışmalar esnasında karşılaştıkları çok değerli bir balık türünden bahsediyor. Zira Sivas Kangal’da bulunan kaplıca tesislerinde çeşitli deri hastalıkları ve özellikle Sedef hastalığının tedavisinde kullanılan Garra rufa balığının Göynük Çayında doğal olarak yaşadığını, hatta balığın yurt dışına kaçırıldığını aktarıyor.

“SICAK SU KAYNAKLARI ÇOK İLGİNÇ YAŞAM ALANLARI OLUŞTURUYOR”

Zengin su kaynaklarına sahip Bingöl’ün de yer aldığı Adıyaman, Malatya ve Elazığ illerinin barajlarla ve göllerle sanki Isparta, Burdur yöresi gibi ikinci bir göller bölgesi haline geldiğini belirten Ulupınar,  “ Son yıllarda Bingöl’de de yapılan bazı baraj çalışmaları var. Yalnız bu barajlar engebeli araziden dolayı daha küçük alanları kapsadığı için henüz Bingöl’de harita üzerinde çok görünür durumda değil.  Bingöl’ün en önemli su kaynağı Murat Nehri ve kollarıdır. Murat Nehri elbette Fırat’ın kaynağı. Çok ilginç özellikleri olan bir nehrimiz. Özellikle buraya bağlı olan Göynük çayımız Murat Nehri’nin yaklaşık 3’te birlik bir su potansiyelini oluşturuyor.  Karlıova tarafından doğuyor. Bu nehrimizin de en önemli özelliklerinden bir tanesi sıcak su kaynaklarının olması. Ve bu sıcak su kaynağı çok ilginç bir yaşam alanı oluşturuyor. Örneğin Sivas Kangal’da şifalı kaplıcalarda kullanılan balıklar bizim bu Göynük Nehrimizde doğal olarak bulunuyor. Garra rufa ve Spiranaktamus. Şuanda bu balıkları yurtdışına da kaçırıyorlar. Yani siz bizzat o kaplıcaya giderek o tedaviye başlamak zorundasınız ama burada doğal kaynakta deresinde bulunuyor. Hatta çok değişik canlıların yetiştirebileceği soğuk su, sıcak su gibi bir ortam oluşturuyor. Hatta burada plaktonik olarak yetişen canlılar, balık türleri ve bunların üzerindeki parazitler, özellikle bizim araştırmacı alanda kayda değer çalışmalar sunuyor.”

“BİNGÖL BAKİR VE EL DEĞMEMİŞ BİR ALAN”

Bingöl’ün bakir ve çalışılmamış bir alan olduğuna dikkat çeken Ulupınar, “ Tabiri caizse el değmemiş bir alan. Öncelikle buradaki balık varlığının ve zooplakton varlığının ortaya konulmasıyla ilgili çalışmalar yaptık. Balık faunasını tespit ettik. Bingöl’de toplamda 26 balık türü yaşıyor. Zooplaktonlailgili çalışmalar, örneğin Yüzen Ada çalışıldı, Murat Nehri ile ilgili çalışmalar devam ediyor. Buradaki balıklarımız üzerinde ki paraziter çalışmalar devam ediyor. Bitirilen çalışmalarda var. Burada özellikle ilk kaydımız var. Buradaki balıklar üzerinde ilk defa tespit edilmiş hastalıkla ilgili tespitlerimiz var. Özellikle burada siprinyomaksimus denilen bir balık türü üzerinde lernospreste denilen bir tür bulunmuş. Bunun yanında yine ilk kaydımız kapuetaumda dediğimiz bir tür üzerinde kaydedilmiş bir hastalık türü belirlenmiş. Bu tespit edilen türlerde özellikle ekonomik tür dediğimiz türler. Kapueta özellikle tezgahlarda çok rastladığımız bir türdür. Yerel adları da var. Bunlarla ilgili yapılan hastalık çalışmaları büyük önem arzetmektedir. Bu hastalıklar hangi türler, insanlara bulaşabilir mi? İnsanlara zarar veren ve geçişi olan bir tür değil. Bingöl yöresi aslında sanayi açısından fazla bir yatırım almadığı için suları da çok temiz. Dolayısıyla ağır metal birikimleri olmayan, hatta burası organik balık yetiştiriciliği açısından potansiyel teşkil ettiğini biliyoruz. Ama burada bir organik balık yetiştiriciliği ilgili araştırmalarla desteklenmesi gerekir. Ancak organik balık yetiştiriciliği konusunda potansiyelinin çok yüksek olduğunu söyleyebiliriz.”

ELEMAN YETERSİZLİĞİNE RAĞMEN 40 CİVARINDA YAYIN

Su Ürünleri Bölümünün 3 araştırma görevlisi ve 1 yardımcı doçentle yapılmış, eleman sayıları az olmasına rağmen yinede 40 civarında yayın ve bitirilmiş olan projelerinin olduğunu belirten Ulupınar, “ Devam etmekte olan projelerimiz var. Semenderler, kurbağalarla ilgili çalışmalarımız var. Zooplaktonlarla çalışmalar var. Zooplakton büyük hayvancılık için çimen neyse balıkçılık açısından da plaktonlar odur. Plaktonlarla beslenen balık türü oldukça fazladır. Bunun belki az bir kısmı diğer balıkları yiyerek beslenen balıklar vardır ama diğer türler ya bitkisel plaktonyada hayvansal zooplaktonlarla beslenir. Ne kadar eleman sayımız fazla olsa o kadar çalışma yapabiliriz.”

“TÜBİTAK’A SUNDUĞUMUZ PROJE REDDEDİLDİ”

Bingöl’de genetik açıdan araştırılması gereken üç çeşit bulunduğunu ifade eden Ulupınar, “ Morfolojik araştırmalar yapılır, bunun üzerinden tür teşhisi yapılır. Şimdi bu morfolojik yani balığın şekli, iç organlarına bakılır dış, görüntüsüyle ilgili bir analiz yapılır ama tekrar genetik araştırmalarla desteklenmesi gerekir. Şuanda yeni tespit ettiğimiz parazitler, zooplaktonlar ve balıklar üzerinde moleküler çalışmalarımız devam ediyor. Özellikle şuanda proje hazırlığında olduğumuz çalışmalar da var. Bunu TÜBİTAK’a da sunmuştuk. Geçen yıl sunulan projemiz 5 ili kapsıyordu. Bingöl, Elazığ, Muş, Erzurum ve Kars’ın bir bölümü. Yani Murat Nehri’ni takip eden bir projemizle morfolojik analizler yapacaktık, genetik analizler yapacaktık. Göllerin yapılan su kaynaklarının özelliklerini ortaya koyan dört aşamalı bir projemiz vardı. Projeyi gönderdik yalnız bu projede denildi ki dört ayrı proje olabilecek projeyi niye bir projede bir birleştirdiniz. Bütçesi fazla diye reddedildi. Halbuki onların barajı olan 360 bin TL’yi geçmemiştik. Biz projeyi senin barajını geçmeden yapıyoruz. Halbuki projemiz şuan başlamış olsaydı bu teşhislerle ilgili yolun yarısını katetmiş olacaktık. Ama biz bıkmadık, projeyi tekrar parçalayacağız, bölerek göndereceğiz. Eleman ve öğrencimiz olsa bu tip çalışmalar daha hızlı gidecek daha çok araştırma yapabileceğiz.”

“BİR TEK BİNGÖL’ÜN GEMİSİ YOK”

Bingöl’ün harita üzerinde potansiyeli gözükmese de Murat Nehri’nin Fırat’ın başlangıcı, kaynağı olduğunu hatırlatan Ulupınar, “Burası için çalışma potansiyeli vardır. Şuan da mesela Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının takdir edilmesi geren çok çalışması var. Şuanda fazla balıkçı gemilerinin bütün su ürünleri fakültelerine vermiştir. Burada tek nasiplenemeyen belki bildiğim kadarıyla Bingöl Üniversitesi’dir. Mesela Van’daki 100. Yıl Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesinin gemisi vardır, Tunceli’nin de gemisi vardır, Rize, Trabzon, neresi aklınıza gelirse hepsinde bir araştırma gemisi vardır. Bizim bir araştırma gemimiz olsa alt yapımız sağlam olsa bizde atarız Keban Barajına yada Van Gölünde bir gemi koyarız . Ancak bizim böyle bir talebimiz olmadı, çünkü öğrenci bile alamadık. Üç öğrencimiz vardı onları başka bölümlere gönderdik. Talepte bulunmak mantıksızdı, çünkü alt yapımızda çok eksiğimiz var. Elemanınız olacak, o elemanlar proje üretecek . Siz bir yere proje sunduğunuz da önce yapılabilirliğine bakılır. Elemanlar kalitelimi, alt yapı sağlam mı ona bakılır. Daha çok projeye ve alt yapıya ihtiyacımız var.”

Haber12

Kaynak: Editör:
Etiketler: Göynükteki, mucize:, Doktor, balıklar,
Yorumlar
Haber Yazılımı