Haber Detayı
11 Ekim 2018 - Perşembe 00:02
 
“OHAL tek bir soruna bile çözüm getirmedi”
Halkları Demokratik Partisi (HDP) Bingöl Milletvekili Erdal Aydemir, yaşamının büyük çoğunluğunu sıkıyönetim ve OHAL şartları altında geçirdiğini belirterek, “Bingöl’de geçen yaşamımda gerek sıkıyönetim gerekse OHAL koşullarında kişisel olarak deneyimlediğim şudur ki olağanüstü hâl ilan etmenin ülkedeki sorunların tek birine bile çözüm getirmediği gerçekliğidir” dedi.
GÜNDEM Haberi
“OHAL tek bir soruna bile çözüm getirmedi”

Mecliste görüşülen iç tüzük değişikliği üzerine konuşma yapan HDP Bingöl Milletvekili Erdal Aydemir, meclis İçtüzüğünün, meclisin anayasası anlamına geldiğini belirterek, “önümüzdeki kanun teklifi maddesi, İç Tüzükteki OHAL düzenlemesini 2016 referandumu sonrası ortaya çıkan Anayasa’ya uyarlamayı amaçlamaktadır” dedi.

Aydemir, şunları söyledi: “Hepimiz hatırlarız ki MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’nin şöyle bir tespiti oldu: “Ya fiilî durumu Anayasa’ya uyduracağız ya da Anayasa’yı fiilî duruma uygulayacağız.” Bu belirlemeden sonra ülkemiz gündemine tek kişinin bütün özelliklerini, istemlerini, algılarını, düşüncelerini hayata geçirebileceği bir Anayasa değişikliği çalışmasına gidildi. Dolayısıyla daha bu çalışma yapılırken bile, bu çalışmaya başlanırken bile söz konusu Anayasa değişikliğinin meşruiyeti tartışılmaya başlandı. Zaten bir anayasa veya anayasa değişikliği eğer yapıldığı dönem olağanüstü bir dönemse, bu başlı başına, yapılan Anayasa değişikliğinin meşruluğunu tartışılır hâle getirir ve tartıştırır. Dolayısıyla böyle bir Anayasa değişikliğine bağlı olarak Meclis İçtüzüğünde yapılmış olan bu değişiklikler de bizce bu bağlamda değerlendirilmeli ve böyle nitelendirilmelidir.”

Yaşamının büyük çoğunluğunu sıkıyönetim ve OHAL şartları altında geçirdiğini ifade eden Aydemir, “Bingöl’de geçen yaşamımda gerek sıkıyönetim gerekse OHAL koşullarında kişisel olarak deneyimlediğim şudur ki olağanüstü hâl ilan etmenin ülkedeki sorunların tek birine bile çözüm getirmediği gerçekliğidir çünkü OHAL demek baskı demektir, OHAL demek keyfiyet demektir. OHAL, bu özelliğiyle herhangi bir sorunu çözmeye değil ancak ve ancak var olan toplumsal, siyasal ve iktisadi sorunları derinleştirmeye aday olabilir.

Önümüzdeki kanun teklifi maddesi, İç Tüzük’teki OHAL düzenlemesini 2016 referandumu sonrası ortaya çıkan Anayasa’ya uyarlamayı amaçlamaktadır. İktidar partisi temsilcilerinin de belirttiği gibi bu düzenleme bütün olarak uyum düzenlemesidir. Oysaki şu anda bu sıralarda oturan birçok parlamento üyesi, yasal düzenlemelerin değerinin uyumunda değil meşruiyetinde olduğunu çok iyi bilmektedirler.

OHAL şartları altında gidilen 2016 referandumu ve sonrasında, yine OHAL koşullarında gidilen 24 Haziran seçimleri Anayasa değişikliğinin meşruiyetini ortadan kaldırmıştır. Esasında şu anda görüşmekte olduğumuz İç Tüzük değişikliği de OHAL şartları altında gerçekleşmektedir. Hatırlarsınız ki 24 Haziran seçimleri sonrasında çıkarılan 7145 sayılı Kanun’la OHAL kalıcı hâle getirilmiştir.

2015 yılından bu yana Türkiye ciddi bir demokrasi türbülansına girmiştir. Bu demokrasi türbülansını takip eden siyasal ve toplumsal krizler olmuş, en son ise ekonomik kriz ülkedeki her bir yurttaşı yakıcı şekilde etkiler noktaya gelmiştir.

2015 yılının 7 Haziranında yapılan genel seçimlerde Türkiye halkları AKP’nin tek başına iktidarına son vermiş, ülke yönetiminin daha geniş katılımcı ve çoğulcu bir ortaklıkla yönetilmesini istemiştir fakat halk iradesinin yok sayılması sonrası gerçekleştirilen 1 Kasım seçimleri silah sesleri, barut kokuları arasında yapılmıştır. 1 Kasım seçimleri öncesinde kurulan milliyetçi ittifak seçimden sonra da sürdürülmüş, Türkiye halkları, bugüne kadar kişiye özel, hukuksal olan ama meşru olmayan düzenlemelerle karşı karşıya bırakılmıştır.

16 Nisan’da referanduma götürülen ve bütün yetkiyi tek kişide toplayan Anayasa değişikliği esasında kişiye özel bir düzenlemeydi. Yine OHAL şartlarında yapılan 24 Haziran seçimleri tek kişiye tüm gücü verme mücadelesiydi. Tüm bu süreç içerisinde 20 Temmuz 2016’da ilan edilen OHAL’in verdiği yetkiyle çıkarılan KHK’ların ortak özelliği, tek kişinin istemediği, ona muhalefet eden, mutlak iktidarı önünde engel olan herkesi bertaraf etmekti.

Netice itibarıyla, Türkiye’de yamalı bohçaya benzeyen Anayasa değişikliklerinin sadece ve sadece 1982 Anayasası’nın ruhuna hizmet ettiğini vurgulamamız gerekir. Bugün içerisinde bulunduğumuz ve siyasi, toplumsal, ekonomik boyutları olan çoklu krizler girdabından kurtulmak için önce demokratik anayasanın, sonrasında ise Meclisin kendi işleyişini kurtarması için  demokratik bir İç Tüzük çalışmasının yapılması acil bir gerekliliktir” diye konuştu.

 

 

Kaynak: Editör:
Etiketler: “OHAL, tek, bir, soruna, bile, çözüm, getirmedi”,
Yorumlar
aside>
Haber Yazılımı