Haber Detayı
09 Kasım 2020 - Pazartesi 20:54
 
Arıcılıkta koloni kayıplarının nedenleri
Bingöl’de meydana gelen koloni kayıplarının yüzde 43’ünün, büyük ölçüde besin yetersizliğinden kaynaklı koloni çökmesi bozukluğu yüzünden yaşandığı tespit edildi.
GÜNDEM Haberi
Arıcılıkta koloni kayıplarının nedenleri

Bingöl Üniversitesi Arıcılık Araştırma, Geliştirme ve Uygulama Merkezinden Öğretim Görevlisi Mehmet Ali Kutlu ve Bingöl Üniversitesi Veteriner Fakültesi Klinik Öncesi Bilimleri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Abdurrahman Gül tarafından hazırlanan ‘Bingöl İlinde Yaşanan Koloni Kayıpları (Arı Ölümleri), Nedenleri ve Öneriler’ başlıklı çalışma Türk Tarım ve Doğa Bilimleri Dergisinde yayımlandı.

Bu çalışma, 2018 yılında ülke genelinde olduğu gibi Bingöl’de de yaşanan olağan üstü koloni kayıpları ve nedenlerinin tespitine yönelik olarak yapıldı. Çalışmanın ana materyalini; 2018 yılı Nisan ve Ekim ayları arasında Bingöl Üniversitesi Veteriner Fakültesi Arı Hastalıları Teşhis laboratuvarına bildirilen 28 adet koloni kayıp vakalarının teşhisi, ölümlerin yaşandıkları arılıklar ve çevresinde bulunan diğer arılıkların incelenmesi oluşturdu.

Bu çalışmada, hastalık ve zararlıların Bingöl koşullarında aylara göre dağılımı, arıcıların mesleki bilgi ve deneyimlerinin hastalıklarla arasındaki ilişki ve koloni kayıplarının nedenleri araştırıldı.

Bingöl’de 2018 yılında yaşanan koloni kayıplarının; 43 oranında büyük ölçüde besin yetersizliğinden kaynaklı koloni çökmesi bozukluğu (CCD),  25 oranında varroa zararlısı, 18 oranında Nosema ve 14 oranında genel yavru çürüklüğü kaynaklı olduğu belirlendi.

BİNGÖL’DE 80 TÜR BALLI BİTKİ BULUNUYOR

Bingöl’ün, Doğu Anadolu Bölgesinin ballı bitkiler florası bakımından zengin illerinden biri olduğu belirtilen çalışmada, il genelinde yaklaşık 80 tür ballı bitki bulunduğu ifade edildi.

Bingöl’de 208 yılı TÜİK verilerine göre, kovan başına bal veriminin 9,6 kilogram olduğu belirtilen çalışmada, “Bu çok düşük bir rakamdır. Nedenlerine bakıldığında, arıcıların eğitim düzeylerinin yetersizliği, bal arısı hastalık ve parazitleri ile etkin mücadele yapılamaması, yanlış ve tekniğine uygun olmayan yetiştirme metotları, bölge ve gezginci arıcılık koşullarına uygun olmayan arı genotipleri ile çalışılması, damızlık özelliklere sahip genç ve kaliteli ana arı üretimi ve temininde karşılaşılan zorluklar, kış kayıpları ön plana çıkmaktadır” denildi.

KOLONİ KAYIPLARININ NEDENİ

Çalışmada, “Arıcılıkta koloni kayıplarına neden olan hastalıkları başında koloni çökmesi geliyor. Koloni kayıplarının yüzde 43’ü koloni çökmesi, yüzde 25’i varroa zararlısı, yüzde 18’i nosema ve yüzde 14’ü yavru çürüklüğünden kaynaklanıyor” denildi. Koloni kaybı yaşayan arıcıların yüzde 32’sinin koloni kayıplarında özellikle arı hastalıklarında yeterli bilgiye sahip olduğu belirlenirken, yüzde 68’inin yeterli bilgiye sahip olmadığı belirlendi.

-SONUÇ VE ÖNERİLER-

Çalışmada, arıcılıkla ilgili şu önerilerde bulunuldu: “Ana arının yumurtlaması için nektar ve polene gereksinim vardır. Bunlardan birinin yetersizliğinde yavru üretimi oldukça kısıtlıdır veya hiç yoktur. Dolayısıyla koloni gelişimi yavaşlar veya tümüyle durur. Buna karşılık petek gözlerinde ne kadar polen olursa olsun kovanda bal yoksa dışarıdan nektar gelmiyorsa veya kolonilere ek besleme yapılmıyorsa açlıktan ölebildikleri gibi, var olan kısıtlı besinin gelecek generasyona kalabilmesi için kendilerini imha edebilmektedirler (Yücel, 2008). Bingöl’de bu oluşuma benzer bazı kovanların önünde toplu halde genç işçi arı ölümlerine rastlanmıştır.

Bingöl’de genel olarak yaşanan hastalık diye tabir edilen koloni kayıpların bir kısmı besleme hatalarından kaynaklı koloni çökmesi bozukluğu (CCD) olup, bir kısmını ise arılarda yaygın olarak görülen Varroa zararlısı oluşturmuştur.

1-Arıcılıkta ilk kural güçlü sağlıklı ve genç ana arılı koloniler ile çalışılmasıdır. Güçlü koloniler güçlü popülâsyonlar oluşturduklarından koloni faaliyetlerinde ( koloni temizliği, yavru yetiştirme, koloniyi savunma, nektar ve polen kaynaklarından yararlanma) zayıflara oranla daha randımanlıdır. Güçsüz koloniler kendilerini savunamadıkları gibi hastalık ve zararlılarla yeter mücadelede yapamamaktadırlar. Bu nedenle arılıkta zayıf koloni bulundurulmamalı, varsa bunlar birleştirilerek güçlü hale getirilmelidir.

2-Arılarda sonbahar bakımına özen gösterilmeli her kolonide genç ve sağlıklı bir ana arı ile yeterince işçi arı, bal ve polen bulunması sağlanmalıdır. Besin yetersizliği durumunda koloniler aç kalacağından şurupla besleme yapılmalıdır. Beslemede ballar kullanılmamalı, eğer kullanılacak ise 80 derecede ısıtılmalıdır.

3-İlkbahar bakımına da dikkat edilmelidir. Hastalık genelde kış aylarda yayılmakla beraber ölümlerde yoğun olarak ilkbahar aylarında görülmektedir. Yine bu aylarda kolonide azalan veya tükenme durumuna gelen besin maddesine dikkat edilmeli, ihtiyaç var ise zaman geçirmeden besleme yapılmalıdır.

4-Arıların kolonilerini şaşırmaması için önlemler alınmalıdır. Bu amaçla kovanlar tek sıra yerine değişik şekillerde sıralanmalı ve uçuş deliklerinin üzerlerine değişik renk ve şekiller yapılarak boyanmalı, arılar arası ve sıralar arası mesafeler yeterli olmalıdır. Arılıkta yer sorunu yok ise kovanlar arası mesafe 2 metre sıralar arası 4 metre yer sorunu var ise en az 1 metre sıralar arası 2metre kuralına dikkat edilerek hastalıkların yayılmasının önüne geçilmelidir.

5-Arılıkta yağmacılığa dikkat edilmelidir. Bu nedenle kolonilerin ilkbaharda eşitlenmesi sağlanmalıdır. Güç bakımından birbirine eşit olan kolonilerin gelişmesi ve nektardan faydalanması da eşit olacak yağmacılık olayları en aza inecektir. Yine bu amaçla da şaşırmada olduğu gibi giriş deliklerinin farklı yönlere bakmalı, kovanların değişik renklerde boyanmalıdır. Sonbahar ve ilkbaharda uçuş delikleri kontrollü olarak daraltılıp genişletilmesi de koloninin savunmasını arttıracağından önemlidir.

6-Gerekmedikçe ilaç özellikle antibiyotik kullanımından kaçınılmalıdır. Birçok mikroorganizma arıların sindirim sisteminde doğal olarak bulunmakta ve herhangi bir hastalık belirtisine sebep olmadan arı ile birlikte yaşamlarına devam etmektedirler. Kullanılan antibiyotikler arının sindirim sistemindeki doğal florayı bozmakta, bozulan flora bağışlılığı düşürüp hastalıklara ortam hazırlamaktadır.

7-İşletmeye koloni temininde mutlaka Varroa zararlısının kontrolü yapılmalıdır. Varroa ile bulaşık koloniler işletmeye alınmamalıdır. Takviye verilirken dikkatli olunmalı hastalığından emin olunmadıkça mevcut kovandan bir başka kovana yavru çerçeve verilmelidir. Keza kaynağı belli olmayan oğullarda arılığa sokulmamalıdır.

8-Kalıntı bırakmaması için arıcıların belalısı olan Varroa zararlısına karşı ilaçlama genellikle son bahar aylarında arı popülâsyonunun az olduğu dönemde yapılmalıdır. Kullanılacak ilaçlar lisanslı olmalı prospektüsünde yazan dozda ve sürelerde kullanılmalıdır.

9- Varroa zararlısı kuluçka alanı olarak erkek arı larvalarının bulunduğu gözleri tercih ettiğinde erkek arı gözlerinin imhası ile bu zararlının önüne geçmek büyük oranda mümkündür.

10-Varroa ya karşı arı sayısının an az olduğu erken ilkbaharda ve geç sonbaharda mutlaka mücadele yapılmalıdır. Kullanılan kimyasallara karşı parazit zamanla direnç kazandığından her yıl aktif maddesi benzer olmayan kimyasalların kullanımına özen gösterilmelidir.”

 

Kaynak: Editör:
Etiketler: Arıcılıkta, koloni, kayıplarının, nedenleri,
Yorumlar
Haber Yazılımı